Fazla Mesai ve Kötü Çalışma Koşulları

652628658572

Hukukçu Ali Topçu, iki taraf arasında mahkemeye taşınan uyuşmazlıklarda kazanan tarafın genelde işçiler olduğunu söylüyor.

Çalışanlar için günün büyük kısmı işyerlerinde geçiyor. Öyle ki bu süre, çalışan kişinin ailesiyle geçirdiği vaktiten bile daha uzun… Bu durumun doğal sonuçları olarak da zaman zaman ortaya bazı sorunlar çıkabiliyor. Çalışanların işyerlerinde karşılaştıkları sıkıntıların başında maaşın azlığı ya da zamanında ödenmemesi geliyor. İşveren tarafında ise işçinin verimsizliği, çalışma saatlerine uyumlu çalışmaması, işyerindeki makine ve ekipmana gerekli özenin göstermemesi gibi sıkıntılar yaşanıyor. Dünyada ve ülkemizde sanayileşme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak çalışanların çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumlulukları yasalar ile düzenlenmiştir. Ülkemizde de 4857 sayılı İş Yasası ile çalışan ile işveren arasındaki ilişkiler düzenlenmiştir. Bu hafta iş yaşamında çalışanların ve işverenlerin yaşadığı sıkıntıları ve bunların hukuki çözüm yollarını ve 4857 sayılı İş Kanunu’nu Avukat Ali Topçu ile konuştuk.

Uyumlu çalışma
İş yaşamında, çalışanların genel olarak aldıkları maaşın düşük olduğundan, yeteri kadar artmadığından ve zamanında ödenmediğinden şikayetçi olduklarını anlatan Avukat Topçu, “Çalışanlar aynı zamanda maaş ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen miktarın aynı olmamasından veya sigortasız çalıştırılmaktan, fazla mesai ücretlerinin az ödenmesinden ya da hiç ödenmemesinden, genel ve bayram tatillerinde çalıştıklarından, kötü çalışma şartlarından, işveren veya işveren vekilleri olan yöneticilerin duygusal tacizlerine uğradıklarından dolayı sıkıntılar yaşıyorlar ve bu sıkıntılar da hukuki ihtilaflara neden oluyor” dedi. Karşı açıdan bakıldığındaysa işçinin verimsizliği, çalışma saatlerine uyumlu çalışmaması, işyerindeki makine, ekipman ve mallara gerekli özeni göstermemesi, arkadaşlarıyla uyumlu çalışmaması da işverene sıkıntılar yaşatarak anlaşmazlıklara neden oluyor.
“İşveren ve işçi arasındaki hukuki davalarda işçinin mazlum ve mağdur olduğu düşüncesiyle bütün görüşler işçi lehinedir” diyen Topçu, “Örneğin İzmir’de işçilerin iş mahkemelerinde açtıkları davaların yüzde 90’ı işçi lehine sonuçlanır. Yargıtaya intikal eden işçilerin lehine verilen kararlar yüzde 95 oranında. Bu nedenle işçilerin çekinmemeleri gerekir. Yargılama biraz uzun sürelidir ama genellikle işçi lehine sonuçlanır” dedi.
“Mahkemeler değerlendirmeyi şu şekilde yapıyor, zaten Türkiye’de yüzde 20’lere varan oranlarda işsizlik yaşanıyor. Böyle bir ülkede, iş bulmak çok zorken bir işçinin iş bulduktan sonra keyfi olarak işten ayrılmayacağı düşünülüyor” diyen Topçu, “İş akdinin feshinde işçinin anlattıklarına daha fazla önem veriliyor” dedi.

Yazılı savunma isteyin

İşyerlerinde karşılaşılan bir diğer hukuki sıkıntı da işten çıkarma ya da ayrılmalarda yaşanıyor. Topçu, işten prosedüründe öncelikle çalışana isnat edilen suçla ilgili kişiden mutlak surette yazılı savunma istenmesi gerektiğini belirterek süreci şöyle konuştu: “Savunma öncelikle yazılı olarak istenir ve cevabı da yazılı olarak alınır. Çalışanın işin genel düzenine, kendisine verilmiş görevlere, iş ahlakına, genel ahlaka veya benzer konularda uygun olmayan davranışları olduğu yönünde belirti veya ciddi duyumların olması halinde, bağlı olduğu yönetici tarafından 4 işgünü içinde (cumartesi iş günü, pazar hafta tatili) savunması istenir.
Savunma istemi yazısı imza karşılığında personele tebliğ edilir. Personelin imzalamaktan kaçtığı durumlarda, yazının iki şahit huzurunda yüzüne karşı yüksek sesle okunduğuna ve kişinin bunu imzalamadığına dair ‘İmzadan İmtina Tutanağı’ düzenlenir. Yazılı savunma vermediği takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı kendisine belirtilir. Belirtilen süre içinde yazılı savunma verilmemesi halinde bu durum çalışana yazılı olarak bildirilir ve konunun ilgili birimlere (varsa disiplin kurulu veya üst yöneticiye) aktarılacağı kendisine tebliğ edilir. Savunma istenen konu da, haklı bir gerekçeye dayanmalı ve karşı tarafta yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık ve net bir dille bildirilmelidir. Verilen cevap tatmin edici değilse, aynı konuda cevabı verilmesi istenen konu özellikle belirtilerek yeni bir savanma istemesi yararlı olacaktır.”

Tutanak tutun
Yönetici, çalışanın yazılı olarak verdiği savunmayı tatmin edici bulur veya bulmaz, her iki durumda da yönetici kararını yazılı olarak bildirmekle yükümlü. Personelin imzalamaktan kaçındığı durumlarda yazının iki şahit huzurunda yüzüne karşı okunduğuna ve kişinin bunu imzalamadığına dair ‘İmzadan İmtina Tutanağı’ düzenleniyor. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde belirtilen eylemlerin gerçekleştirilmesi durumunda olayı açıkça ortaya koyan kanıtlara (tutanak, savunma ve diğer kanıtlar) dayanarak direkt olarak işten çıkarma işlemi yapılabilir.

Sevgi ve anlayış hakim olmalı

İşyerlerinde, her şeyden önce işverenin çalışanı sevmesi, ona iyi çalışma koşulları hazırlaması gerektiğini anlatan Topçu, “Bu verimliliği artıracak, ruhen sağlıklı ortamda çalışan ve emeğinin karşılığını aldığına inanan, sosyal ve ekonomik yönden geleceğinden emin olan çalışan işyerini ve işverenini sahiplenir. Çalışan da işverenini sevmeli, işyerinin daha karlı çalışması ve başarılı olması için en verimli şekilde çalışmalıdır. Bu çalışma ortamının bulunduğu işyerinde işçi ile işveren arasında hukuki ihtilafların çok az çıktığı bilimsel bir gerçek. Çalışanını aşağılayan, küçümseyen değer vermeyen işverenler ile işverenine ve işyerine karşı sevgisiz işçilerin bulunduğu yerlerde de hukuki ihtilafların çıktığı bilimsel bir gerçektir. Bu nedenle bu sıkıntıların azalması için çalışan ile işveren arasında sevgiye dayalı iyi bir elitişimin bulunması şart” dedi.

 

logo - asıl

Bir Cevap Yazın