SGK Borçlarından Dolayı e-Haciz Uygulaması

e haciz 05-1351459005

I- GİRİŞ

Ülkemiz nüfusunun tamamına doğumundan ölümüne kadar hizmet veren Sosyal Güvenlik Kurumu, üstlenmiş olduğu bu sosyal güvenlik hizmetlerini her şeyden önce aktüeryal ve mali açıdan sürdürebilir bir gelir politikası ile giderlerin karşılanabildiği finansal dengeyi kurduğu ölçüde yürütebilmektedir. Kuşkusuz, bu dengeyi kurmanın temel aracı Kurum’un en önemli gelir kaynağı olan sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası primlerinin tahsilidir. Bu nedenle, Kurum’un prim ve diğer alacakların tahsil edilmesinin güvence altına alınması amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarını vadesinde ödemeyen gerçek veya tüzel kişiler hakkında takip ve tahsil işlemleri 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinin 16. fıkrasına istinaden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmaktadır.

 

II- SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’NDA UYGULANMAKTA OLAN HACİZ İŞLEMLERİ

6183 sayılı Kanun’un 55. maddesine istinaden Kurum’a olan borçlarını vadesinde ödemeyen borçluların bu borçlarını 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiği ödeme emri tebliğ edilerek bildirilir.

Ödeme emri; borcun aslı ve ferilerini, borcun türünü, miktarını, nereye ödeneceğini, süresinde ödemediği takdirde borcun haciz de dahil olmak üzere her türlü cebren tahsil edileceğini borçluya ihtar eden bir bildirim niteliğindedir.

Söz konusu 7 günlük süre içinde borçlular borçlarını ödememişlerse veya yine aynı Kanun’un 48. maddesinde belirtilen şartlara göre tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmamışlarsa 6183 sayılı Kanun’un 64. maddesi gereğince borçlu hakkında haciz kararı verilerek 62. maddesine göre de haciz uygulanır. Buna göre, Kurum’un icra memurlarınca haciz tutanağı düzenlemek suretiyle borçlunun menkul mallarının fiili olarak haciz edilmesinin yanında taşıt, gayrimenkul, bankalardaki hesapları vs. her türlü mal varlığı üzerine kaydi olarak da haciz işlemleri yapılmaktadır.

6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi, amme borçlularının üçüncü kişilerdeki haklarına ve alacaklarına ilişkin hacizlerin usul ve esaslarını düzenlemiş olup buna göre üçüncü kişilerin bankalarda bulunan mevduatları üzerindeki varlıklara haciz konulması Kurum’ca bankalara haciz bildirilerinin tebliğ edilmesi suretiyle yapılmaktadır.

Yine; Kurum’un 21.06.2011 tarihli ve 2011-53 sayılı İcra takip haciz ve satış işlemlerine ilişkin Genelgesi’nin “Bankaların genel müdürlüklerine tebliğ edilecek haciz bildirileri”nin gönderilmesini düzenleyen kısmında, takip konusu alacağın fer’ileri ile birlikte 50.000 TL’nin altında olması durumunda bu borçluların hesaplarının bulunabileceği banka şubelerine, 50.000 TL ve üzerinde olması durumunda ise doğrudan bankaların genel müdürlüklerine haciz bildirisi gönderilmek suretiyle haciz uygulanacağını öngörmüştür.

Ancak, Kurum bütün takip ve haciz işlemlerini 6183 sayılı Kanun uyarınca yaptığından ödeme emri borçlulara 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğ hükümleri gereğince tebliğ edilmedikçe bunlar hakkında ihtiyati haciz işlemlerini gerektirecek haller dışında herhangi bir haciz işlemi yapılmamaktadır.

 

III- BANKA MEVDUATLARI ÜZERİNE UYGULANACAK e-HACİZ İŞLEMİ

6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinde 30.03.2006 tarih ve 5479 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle yapılan değişiklikle tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebileceğini ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebileceğini düzenlemiştir.

Kurum’ca banka mevduatlarına uygulanmakta olan hacizlerde, 50.000 TL altındaki borçlarla ilgili haciz bildirilerinin bankaların tespit edilebilen şubelerine gönderilmesi gerektiğinden borçlunun hangi banka veya hangi banka şubesinde hesabının bulunduğunun önceden tespit edilememesi veya haciz bildirisinin posta yolu ile tebliğ edildiğinde sık olmasa da bazı banka personelleri tarafından müşteriye bilgi verilip hesaptaki paranın aynı gün çektirildikten sonra haciz bildirisinin işleme konulması gibi sorunların ortaya çıktığı görülmüştür.

Yine, 79. maddeye göre düzenlenen haciz bildirilerinin kâğıt ortamında bankalara gönderilmesi Kurum için alacaklarının süratle tahsili bakımından, bu haciz bildirilerine kağıt ortamında cevap verme durumunda olan bankalar içinse müşterilerine en hızlı bir şekilde hizmet vermesi bakımından gereksiz bürokrasiye, zaman kaybına ve ağır bir iş yüküne neden olmaktadır. Yukarıda anlatılan hususların yanında posta, kırtasiye ve benzeri diğer masraflara neden olduğu hususları da birlikte değerlendirildiğinde borçlunun mevduat hesaplarındaki paralara haciz işleminin etkin bir şekilde yapılması için banka mevduatlarına elektronik ortamda haciz yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

5510 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile Kurum tarafından sosyal güvenliğin sağlanması, 6183 sayılı Kanun’a göre Kurum alacaklarının takip ve tahsili ve Kurum’a verilen görevlerin yerine getirilmesinde bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişiler, kamu kurumları, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan Kurum’ca elektronik ortamda bilgi ve belge istenmesine imkân tanınmıştır.

Kurum’a borçlu olanların elektronik ortamda takip edilmesi kapsamında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 100. ve 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 100. maddesinin Uygulanması Hakkında Tebliğ’in 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine dayanılarak Türkiye Bankalar Birliği’ne üye, mevduat bankacılığı yapan 30 banka ve 4 katılım bankası ile protokol imzalanmıştır.

2013 Ocak ayı itibariyle uygulamaya açılması planlanan e-Haciz programı, Sosyal Güvenlik Kurumu ünitelerindeki kullanıcılar tarafından hazırlanan haciz bildirilerinin elektronik ortamda gönderilmesini ve bankaların kendilerine gelen haciz istek dosyalarındaki borçlulara ait hesaplar üzerine likidite durumuna ve borç tutarına göre bloke koymasını sağlayan bir programdır.

Buna göre; Sosyal Güvenlik Kurumu ünitelerindeki kullanıcılar tarafından gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası, tüzel kişilikler için vergi kimlik numarası girilmek suretiyle hazırlanan haciz bildirileri elektronik ortamda ünite müdürünün onayına sunulacak ve müdürün elektronik imza ile onayladığı dosyalar Kurum’un merkez biriminde diğer ünitelerden gelen dosyalarla beraber tek bir paket halinde “Haciz İstek Dosyası” olarak 00.00-08.00 arasındaki iki saatlik dilimler arasında bankalara gönderilecektir.

Bankalar kendilerine gelen “Haciz İstek Dosyası”ndaki borçluların hesaplarındaki varlıklara likidite durumuna ve borç tutarına göre bloke koyarak aynı gün Kurum’a geri dönüş yapacak ve vadesiz hesap, vadeli hesap, yatırım hesabı vs. gibi öncelik (likidite) sıralamasını dikkate alarak nezdindeki her türlü hesaplardaki varlıklara Kurum alacağı tutarı kadar sadece gönderim tarihi itibarıyla borçluların mevcut olan varlıkları üzerine haciz tatbik edeceklerdir.

Bankalardan “Haciz Cevap Dosyaları” alındıktan sonra birden fazla banka tarafından konulmuş blokelerden dolayı borcu aşkın haciz söz konusu ise toplam bloke miktarı ve likidite durumuna göre “Bloke Kaldır” ve “Bloke Devam” taleplerinin bankalara geri bildirimi yapılarak sadece borç kadar kısım üzerinde bloke kalması sağlanacaktır.

Bütün bu işlemler sadece bir gün içinde gerçekleştirilecek olup hem işlemler kurumlar bakımından süratli bir şeklide yerine getirilmiş hem de borçluların değişik banka şubelerindeki hesapları üzerindeki blokeler sebebiyle mağduriyetleri önlenmiş olacaktır.

Bloke yapılan bu kısım için e-tahsilat uygulamasına Kurum’ca henüz geçilmediğinden bloke edilen tutar için ilgili bankaya kağıt ortamında yazı yazılarak bloke edilen tutar tahsil edilecektir.

 

IV- KAMUOYUNUN TEREDDÜTLERİ ÇERÇEVESİNDE e-HACİZ UYGULAMASI

Gerek Sosyal Güvenlik Kurumu’nca uygulanacak gerekse Maliye Bakanlığı’nca halihazırda uygulanan e-haciz ile ilgili kamuoyunda yanlış bilinen bir çok husus olduğu ve kafa karışıklığı olduğu basına yansıyan haber ve yorumlardan anlaşılmaktadır.

Bunlardan bir tanesi banka hesaplarına haciz uygulanan borçluya ödeme emri tebliğ edilmeden e-Haciz işlemine başlanıldığı ve 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasının Sosyal Güvenlik Kurumu’nca bir tarafa bırakıldığı iddiasıdır. Oysa e-Haciz uygulaması 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinin bir gereğidir ve yine bütün işlemler bu Kanuna göre yapılmakta olduğundan ihtiyati haczi gerektirecek haller dışında yukarıda anlatıldığı şekilde ödeme emri tebliğ edilmeden e-haciz uygulaması yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Yine; kamuoyunda, çek veya senedin veya çalışanların maaşların ödenmesi için bankaya yatırmış olduğu paranın haczedilebileceği ve bu da zaten zor durumda kalan borçluyu sıkıntıya sokacağı endişesi bulunmaktadır. Bu doğru olmakla birlikte, borçlular hakkında her türlü haciz işleminin yapılması 6183 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un gereği olup mevduatlardaki paraların üzerine haciz koyma işlemi zaten kağıt ortamında yapıldığından haczin elektronik ortama taşınmasından başka anlam taşımayan e-Haciz uygulaması borçluya herhangi yeni bir külfet getirmeyecektir.

Borçluların hem gayrimenkulüne haciz konulması ve hem de bir kaç banka şubesindeki hesaplarına ayrı ayrı e-Haciz konulması 6183 sayılı Kanun’un 62. maddesinin birinci fıkrasındaki “amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolu-nur.” hükmü ile aynı Kanun maddesinin son fıkrasındaki “Tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.” hükmüne aykırılık teşkil edeceği ifade edilebilir. Ancak, banka mevduatlarındaki varlıklar borcu karşılamaya yetecek ise gayrimenkul üzerindeki haciz doğal olarak kaldırılacak eğer yetmez ise haciz işleminden maksat haczedilen malın paraya çevrilmek suretiyle borcu tahsil etmek olduğundan bu defa gayrimenkulün satışı cihetine gidilerek borç tahsil edilmiş olacaktır. Buna göre; e-Haciz uygulamasından kaynaklanan herhangi bir fazlaya ilişkin haciz söz konusu olmayacaktır.

Bunların yanında; borçluların bankadaki mevduatı üzerine haciz konularak bu hacizden sonraki bir tarihte yatan paralar için haciz işleminin uygulanmasının söz konusu borçluların aleyhine haksız bir işlem teşkil edeceği endişeleri de yersizdir. Zira, 6183 sayılı Kanun’a göre, para veya paraya çevrilebilen mal varlıkları üzerine haciz konulmakta olup aslında bir varlık olmayan banka hesabı üzerine haciz veya bloke konulması doğru bir uygulama olmayıp eğer haciz tarihi itibariyle banka hesabında bir para var ise hesabın değil söz konusu paranın haczi mümkün bulunmaktadır. Ancak, kağıt ortamında yapılan hacizlerde bazı bankalar tarafından yanlış olarak uygulanan mevduatlar üzerine konulan haciz uygulaması, e-hacze ilişkin olarak Kurum ile bankalar arasında protokollere göre haczin yapıldığı tarih itibariyle banka hesabındaki varlıklar için söz konusu olacağından e-haciz programının yürürlüğe girmesiyle tamamen ortadan kalkmış olacaktır.

Ayrıca, e-Haciz borçlunun banka hesabındaki parasından sadece borç kadar olan kısmına uygulanacağından hesaptaki borç tutarı dışındaki paraya herhangi bir bloke uygulanmayacak ve banka hesaplarının gizliliğinin ihlaline sebep olacak bir durum da söz konusu olmayacaktır.

 

V- SONUÇ

Sonuç olarak, hâlihazırda kâğıt ortamında yapılmakta olan haciz işleminin 6183 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 88 ve 100. maddeleri ve ilgili Tebliğ hükümlerine göre elektronik ortama taşınmasını ifade eden e-Haciz, ödeme emrinin tebliğini müteakip borcunu ödemeyen veya tecil ve taksitlendirmeyenler hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca haciz kararı alınmasına müteakip diğer haciz işlemleriyle beraber uygulanacağından bunlar hakkında 6183 sayılı Kanun emredici hükümleri dışında herhangi bir yükümlülüğe veya yaptırıma sebep olmayacaktır.

Her ne kadar, e-Haciz uygulamasının banka sistemini ve sermaye birikimini az da olsa olumsuz yönde etkileyeceği ve bazı işverenleri kayıt dışına zorlayacağı bir noktada düşünülse de gerçek ve tüzel kişilerin olduğu kadar kamu kurum ve kuruluşlarının da işlemlerini en etkin, yerinde ve hızlı bir şekilde yapması için bilişim teknolojilerini en uygun şekilde kullanması çağımızın vazgeçilmez gerçeğidir ve e-haciz uygulamasıyla; kağıt ortamında yapılan haciz işlemlerinde ortaya çıkan birçok kırtasiye ile bürokratik işlem ortadan kalkacak ve Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının zamanında ve sürüncemede kalmadan tahsil edilmesi sağlanmış olacaktır.

Ancak; bu uygulamaya başlamadan önce Kurum’ca gerek borçlularla iyi bir iletişim kurarak gerekse kamuoyunu e- haciz uygulaması noktasında bilgilendirmek üzere duyuru, haber ve toplantılar yapılmasını borçluların içine düşebilecekleri sıkıntıları önemli oranda ortadan kaldıracağı düşünülebilir.

 

insankaynaklariyiz.net

Bir Cevap Yazın